31.7.14

obezite ve beslenme sırları

Şu sıralar Beslenme diyetlerinde özellikle "ekmek" üzerinde durulmaktadır. Fazla tüketilen ekmeğin/hamurun zararları açıklanmaktadır. Kaldı ki, tükettiğimiz ekmekler, saf ekmekler de değil, içersinde bir çok katkı maddesi olan ekmeklerdir.

Diyet kitaplarının çok satanlar arasında olması da, bir soruna işarettir.

Konunun önemine binaen Oktan Keleş'in 2008 yılında yazmış olduğu "Sümerler ve Obezite" başlıklı yazılarını tekrar yayınlıyoruz.

 

Sümeroloji`nin Sırrı

Anadolu topraklarında şu sıralar çok ciddi anlamda, büyük bütçelerle bir araştırma yapılmakta. Bu araştırmaya NASA Pentagon ve MOSSAD gibi bazı kurumlarda gizlilik derecesi en üst düzeyde destek vermekte.

 Araştırdıkları konu ise "Sümerlerin Tarihi." Bunda ilk bakışta ne var, denilebilir. Bilimsel, tarihsel bir araştırma gözüyle de bakıla bilinir. İnsanlık tarihine ışık tutacak bulgular, bilgiler gün yüzüne çıkarılıyor, diye kamuoyundan da destek bile verilebilinir.

Ancak işin aslı, madalyonun öbür yüzü böyle değildir. Sümer tarihine duyulan bu ilginin aslı, insanlığa bilimsel, tarihsel bulguları çıkarıp faydalandırmak değil, tam tersidir. Nedenini kısaca şöyle anlatabilirim. Neden Sümerler? Neden Urartular, Persler, Romalılar değilde, Sümerler! Nedeni şudur: Sümerlere kadar bilinen tüm insanlık tarihi şunu söyler, insanlar avcı, toplayıcı ilkel yaşamın en alt seviyesinde bir yaşam kültürüne sahipken birden bir şey olur. Bir medeniyet mantar biter gibi biter. Sümer Medeniyeti... Birden biter, dedik çünkü hiçbir alt yapısı daha ispat edilmemiş bir medeniyettir. Bir anda sanki gökten inmiş gibi çağının en üst teknolojisine, bilgisine sahip benzeri olmayan bir medeniyettir bu. Kısaca astronomi, tıp,araç gereç,mekanik bilgisi, sosyal yaşam, kentleşme kültürü, alt yapısı bugünkü şehircilik anlayışına birebir uyan şehirleri,caddeleri, kanalizasyonları,ev yapıları, düzenli ordusu, adalet mekanizması, mahkemeleri daha birçok yaşam standardı...

 Şimdi yapılan kazılardaki tabletlerin deşifresindeki kamuoyuyla paylaşılan bazı bilgilere göz atalım. Sosyetenin varlığı,sabah kahvaltı öğlen yemeği alışkanlığı ve akşam mönüleri, som balığı,et şarap,eğlenceye gitmek. Müzik notalarının tümünün ilk defa kullanılması vs. Burç sembollerinde bu medeniyetin ürünü. Sümerceden bir kelime (Adem) çamur demek. Bunun gibi birçok kelime eski ve yeni dillere evrim geçirerek girmiştir. Şimdi buraya kadar şöyle sorunla biline bilinir. Eeee ne olmuş yani ? Olan şu bu medeniyeti birden bire meydana getiren unsur (BUĞDAYDIR) Bildiğimiz buğday. Çünkü bu medeniyete kadar daha öncede belirttiğimiz gibi insanlık, avcı toplayıcıdır. Oysa bu medeniyet, tarımı ilk uygulayan bir tarım medeniyetidir. Malum güçlerin araştırdığı konu, Sümerler bu üst seviyedeki bilgilere nasıl bir anda sahip olup, ulaşıp insanlık devrimini sağlamışlardır. Fantezilere değinmeyeceğim. Hani şu meşhur uzaylılar masallarına…. İnsanlık devrimi işte malum güçler, yeni bir insanlık devrimi yapmak istiyorlar. Sümerler bu güne kadar bu devrimi getirdiler. Buğday, ekmek,  tarım... Şimdi bunu kaldırıp yeni bir insanlık bilinci yaratma, beslenme alışkanlığını bir devrimle değiştirme..

 NOT: Genleriyle oynan hormonlu tohumlar, bu projenin deney aşamasıdır. Doğal olmayan, suni yiyecekleri insanlığa dayatma, alıştırma ve buna bağlı bir kültür oluşturma.. Filmlerde konu olan hap yiyecekler gibi... Evet şu anda insanlık düşmanlarının projelerinden biridir bu. Güneş kararır, sular çekilir, yağmur yağmaz. Toprak kalmazsa tarım olmaz, söylemleriyle. Bu projeleri için yakında plastik, sentetik yiyecek reklamları çıkarsa şaşırmayın... Bir şey daha paylaşmak istiyorum. Malum güçler, Sümerler bu birden oluşan medeniyeti bu bilgileri nerden aldığını araştırıp dursunlar ben birazını söyleyeyim. İşin sırrı HARUT ve MARUT adlı meleğin o devirde insanlara tüm bu bilgileri sunmasıydı. Ve bir bilgiyi daha paylaşayım. Kuran-ı Kerimde bir Surede, HADİD’ ten bahsedilir. Hadidi indirdik buyurur. Çoğu alime göre Hadid Arapça demirdir. Bu demire işarettir der. Daha iyi araştırılıp derinine inilirse harfler ilminde bunun aynı zamanda buğdayı da işaret olduğu, buğdayı (Nimeti Rezzak) Allah’ın bizzat indirdiğini bulabilirler. Gözlenen Sümer tabletlerinde elini göğe uzatmış buğday başağı olan figürlü insanların olduğu da malumdur. Sümerlere kadar buğday tanesi bilinmez, Buğdayın oluşabilmesi Yaradan’ın gayb hazinesinden bir hazine olan yağmurun ve daha malum birçok etkenin bir araya getirmesiyle, zahirde gökten indirmesiyle oluşur. Evet harıl harıl Sümeroloji araştırılıyor. Geçenlerde Gunnies rekorlar kitabına en çok ekmek, un tüketen, yani buğday yiyen millet seçilerek girdik. Acaba Sümerlerle bir akrabalığımız gensel olarak ta var mıdır, diye ilgililere sunuyorum. .

Sümeroloji ve Obezite Operasyonu

Daha önceki yazımızda bu medeniyetin buğday tarımına dayalı gelişim ile parladığını "Hadid" suresinden örnek vererek kısada olsa açıklamıştık. Evet asıl maksadı tekrar açıklamaya çalışalım. Sümerologlar şu iddiadırlar: Sümerler bir anda buğdaya dayalı tarımla zenginleşmiş, ordular kurmuş ve devrin bilim sanat vs. her alanında süper bir medeniyeti haline gelmişlerdir. Bizde bu parlayışın kodlarını araştırıp, bugün yeni bir medeniyete ışık tutacak örnekler arıyoruz. Kodlar arıyoruz. Oysa durum böyle değildir. Durum iddia edilenlerin tam tersidir.

Bir medeniyet buğdaya dayalı tarımla nasıl yok edilir? Onun kodlarını aramaktadırlar.

Örnek: Sümerlerin parladığı dönemlerde çevre medeniyetlere bir şeyler olmuştur. Çevre medeniyetlerin halkları anormal şekilde şişmanlamış ve birer yağ kütlesi haline gelmişlerdir. Öyle ki savaş meydanlarında sırım gibi askerlerin yerine, hımbıl ve mongol kitleler kalmıştır. Bu bir askeri stratejidir. Sümerler Yahudi sihirbazlarla işbirliği yaparak, diğer medeniyetleri, tarıma dayalı besinler üreterek, hamur işlerini yaygınlaştırıp, besin haline getirip, diğer et ve sebze ürünlerini unutturarak bu hale sokmuşlardır.

Bu medeniyetler öyle bir konuma gelmişlerdir ki, kralları bile şişmanlıklarından tahtlarından kalkamamışlardır. Çoğu erkek nüfus hastalanıp, yerlerine şişman kraliçeler oturtulmuştur. Oturtulmuş diyoruz ama bu bir mecazdır. Şişmanlıktan zaten kalkacak halleri yoktu. Böylelikle Sümerliler diğer medeniyetleri sömürge olarak kullanmışlardı.

 Mezopotamya ve Anadolu'da yapılan kazılarda bulunmuş şişman kadın heykelleri aslında o devirde obez olmuş insanların figürleridir.

 Fakat arkeoloji ilmi ile uğraşan Yahudi bilim adamlarının ve özellikle çağımızda Mossad'ın tarihi saptırmalarından dolayı bu konu olduğundan farklı lanse edilmiştir. Örneğin MÖ 6000 yıllarına ait Çatalhöyük'te bulunan (Konya) ana tanrıça formatında, şişmanlıktan yağları sarkmış iri kadın heykellerinin doğurganlığı ve bereketi sembolize ettiğini söylemişler ve şöyle bir açıklama getirmişlerdir:

"O günkü insan neslinin tarıma bağlı endişe taşıması, dolayısı ile tarım alanlarına işçi yetiştirmenin çok önemli olmasından kadınların doğurganlığı özellikle bu şekilde vurgulanmıştır." diye yazılmıştır.

Bu strateji o kadar yayılmıştır ki Graviteyen kültürüne ait Fransa, Avusturya ve Rusya'da, göğüsleri, kalçaları ve kaba etleri aşırı derecede şişman olarak yapılmış, birbirine benzeyen heykeller bulunmuştur. Yine Obeid çağına ait şişman kadın heykelleri İran, Suriye, Makedonya ve Samara'da bulunmuştur. Sırım gibi kadın hayal olmuş ve nadir olarak bulunan bu tipteki kadınlar bir özenti olarak ilahlaştırılmışlardır. İşin aslı o dönemde bir strateji olarak, bugünkü ismi ile bir obez toplum meydana getirmişlerdir. Öyle ki, bu durum çevre komutanlarının ve ülke krallarının korkulu rüyası haline gelmiştir.

Bundan Türkler'de nasibini almıştır. Zira Bilge Kağan, Orhun kitabelerinde şöyle bir cümle sarf ederek dua da bulunmuştu: "Tengri (Tek tanrı) Türk'ün karnını tok tutma ki savaşta cengaver olsunlar." Kitabeyi çözenler bu ibareyi yıllardır şöyle yorumladılar: "Türkün karnı doyarsa rehavete kapılırlar." Oysa işin aslı anlattığımız gibi.

 Bir başka örnekte milattan önceki döneme ait Grek ve İskender paralarındaki buğday başaklı sembollerdir. Bu paraların manası şudur: O dönemde bunlar özel para olarak basılmıştı(Buğday başaklı paralar). Bu paralardan halka belirli sayıda veriliyordu. Adeta ekmek karnesi gibi. Görevli kişilere bu paralar verilip komutanların takdir ettiği kadar buğday ve ekmek malzemesi halka ölçülü şekilde veriliyordu. Eski Mısırlılar birayı çok seviyorlardı. Bu paraların dışında buğday ürünü almak idamla cezalandırılıyordu. Böylelikle kontrollü beslenme sağlanıyor ve obeziteden uzak durulmuş oluyordu. Fakat bizim arkeoloji tarihimiz bu bilgileri belirtmezler. (Not: Ekmek parası tabiri buradan doğmadır.)

 Şimdi gelelim günümüze. İsrail tarafından dünya halkları obez bir nesil haline dönüştürülmek isteniyor. ABD'de obezite %67, İngiltere'de %43, Almanya'da %70'lere varmıştır. (Almanlara bira ile alakalı özel bir uygulama yapılmıştır.)

Bugün obezite operasyonu sümerlerin stratejisinden farklı olarak yalnızca insan fiziğine yönelik değil, aynı zamanda insan zihni ve beynide hedeflenmiş bir operasyondur. Bugünkü tıp ilmi şunu söyler: "Obezlerin %90'ı mongol beyinlidir." Obeziteyi tetikleyen yan yöntemlerden biri de Köln Üniversitesi'nin 1000 çocuk üzerinde yaptığı bir araştırmayla ortaya çıkmıştır. Geceleri yatmadan önce, sadece bir saat bilgisayar başında duran çocuklar hem bildiklerini unutuyorlar hem de obez oluyorlar.  

Bugün yurdumuzda da ekmeklerimizin içine katılan bazı maddeler obeziteye yol açıyor. Aynı zamanda İsrail'in genleri ile oynanmış hormonlu tohumları da aynı etkiyi meydana getiriyor. Duyurulur !!!

Tüm bunlara deli saçması diyenlere küçük bir hatırlatma: Üç ay önce Vatikan tapınak şövalyeleri ve gizemli tarikatlar belgelerini dünyaya açarak bir itirafta bulunmuş oldular. O güne kadar pek çok kişi bunlara fantezi ve komplo teorisi gözü ile bakıyordu. Bir gün bütün bunlarda açıklandığı zaman umarım geç olmaz.

Not: İtalya'da bulunan Pizza kulesi bir obezite anıtıdır. Bu yapı bilinçli bir şekilde dikilmiştir. İtalyanlar hamur işi ve makarna ile meşhur olduklarından bu operasyonu İtalya'dan başlatıp bu anıtı da bunların bir sembolü olarak yapmışlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder